Sözcükler 53

Sunuş


Merhaba,

2015 yılının bu ilk sayısını, 100. Doğum Yılı nedeniyle Aziz Nesin’e ayırdık.

Gülmece yazarlığından aykırı aydın kişiliğe dek çok farklı görünümleri olan bu kült kişiliği elden geldiğince farklı yönleriyle ele alan yazılar okuyacaksınız bu sayımızda.

Aziz Nesin, yetişme yıllarını “Böyle Gelmiş Böyle Gitmez”de üstün bir gözlem ve bellek gücüyle ayrıntılarıyla anlattı.

Askerlik mesleğinden uzaklaştırılıp yazar olarak yayın dünyasına girdiği 1944’te Sedat Simavi’nin Karagöz gazetesinde çalışmaya başladığında uzun mücadele yılları da başlamıştı. İlk köşe yazarlığını yaptığı Tan gazetesi 1945’te gericilerce yakıldı. Artık o dergiden bu gazeteye, bir yandan ekmek parası öte yandan direşken kişiliğinin hiç elden bırakmadığı onurlu, dik bir duruşun örnek temsilcisi olarak sürdürecektir hayatını.

Sabahattin Ali’yle birlikte giriştikleri muhalif mizah dergisi Marko Paşa serüveni, hapisler, baskınlar, yasaklamalar içinde, Merhum Paşa, Malum Paşa, Yedi Sekiz Hasan Paşa, Hür Marko Paşa, Bizim Paşa, Ali Baba ve Kırk Haramiler vb. dönüşümlerle sürer. Bütün bu serüvenlerin ardında ise Aziz Nesin’in tükenmeyen muhalif aydın kişiliği vardır. “Toplatılmadığı zamanlar çıkar” veya “Yazarları hapishanede olmadığı zamanlar çıkar” gibi sloganları olan Marko Paşa’nın satışı o dönemlerde en çok satan gazetelerin tirajları 50 bini geçmezken 60-70 binlere ulaşmıştı.

1948’de kendileriyle alay ettiği gerekçesiyle İngiltere kraliçesi Elizabeth, İran Şahı Rıza Pehlevi ve Mısır Kralı Faruk, Aziz Nesin’e dava açtılar. Aziz Nesin hüküm giyip hapse atıldı. Hapiste bu ülkelerden birinin büyükelçisi elinde bir hediye paketiyle ziyaretine gelip, özür dilerse affedilip hapisten çıkabileceğini söyler. Aziz Nesin, büyükelçinin hediye paketini yüzüne fırlatıp büyükelçiyi kovar.

1951’de Medet gazetesini çıkarırken, daha dağıtılmadan polis gelip matbaadan topluyordu. Başka gazeteler de ona iş vermiyordu. Umutsuzluk içinde yurt dışına gitmeye karar verir. Suriye’ye gidecek, oradan Fransa’ya geçecektir. Ancak İskenderun’a geldiğinde kendisini tanıyan bir gazeteci arkadaşı tarafından polise ihbar edilir. Polis tarafından gözaltına alınır. Ertesi gün gazetelerde, “Azılı komünist Aziz Nesin Suriye’ye kaçmak isterken yakalandı” manşetleri atılır.

Aynı arkadaşı, sonraki günlerde, “Başbakan Adnan Menderes gözlerinden öpüyor, para ve matbaa emrinde. İktidarı tutan Marko Paşa gibi bir dergi çıkarmanı istiyor,” önerisiyle gelir. Aziz Nesin’den, “Parti, iktidar hizmetine girmem.” cevabıyla geri döner.

1955 yılının 6-7 Eylül günlerinde İstanbul’da iktidarın bir kışkırtması sonucu, Rum, Yahudi ve Ermenilere ait işyeri ve mağazalar yağmalanır. Suçlu olarak Aziz Nesin ve kırk kadar aydın insan tutuklanır. Aylar sonra suçsuz bulunup serbest bırakılırlar.

1956’da İtalya’da Altın Palmiye alana dek kendi adıyla yayımlayamaz yazdıklarını. 1956 ve 1957’de üst üste iki kez altın madalya alıp adı dünyaya yayılınca kendi ülkesinde de kitapları yayımlanmaya başlar. İlk kitabı Geriye Kalan’ın ilanında bile adının yazılmasına izin verilmez.

27 Mayıs 1960’da Demokrat Parti iktidardan uzaklaştırılınca, yeni yönetimi desteklemek için kazandığı Altın Palmiye’yi devlete bağışlar. Ancak yeni yönetimin cezaevine attığı ilk yazarlardan biri yine Aziz Nesin’dir.

1965’te, elli yaşındayken ilk kez pasaport alarak yurtdışına çıkabilir. Bir yurtdışı gezisinden döndüğünde yanında Nâzım Hikmet’e ait ses kayıtları ve belgeler olduğu gerekçesiyle gözaltına alınıp sorgulanır.

1983’te sağ yanına inme iner ama ertesi yıl askeri yönetime karşı Aydınlar Dilekçesi girişimini başlatır. Ülkenin önde gelen demokrat kişisidir. İnsan Hakları Derneği, PEN Yazarlar Derneği, Türk-Yunan Barış Derneği’nin kuruluşlarında ön saflardadır. YÖK sistemine seçenek oluşturabilmek için BİLAR’ın kuruluşuna katılır. Günlük bir muhalif gazetenin çıkabilmesi için Onbinler girişimine öncülük eder...

Sonlanmaz mücadelelerin, ülkesinin çektiği acılar karşısında suskun kalmayı aydın kişiliğine yediremeyip hep öne atılan dirençli, mücadeleci bir kişiliğin adıdır Aziz Nesin; çok yönlü, çok katmanlı bir kişilik...

Bu özel sayımızda yazarlarımız onun farklı yönlerine eğilmeye çalıştılar. Onunla ilgili yapılacak her çalışma eksik kalacaktır ama her çalışma da Aziz Nesin adlı büyük yapıtın bir bölümünü aydınlatmaya yarayacaktır. Aziz Nesin’e ilişkin gelecek sayılarımızda da yazılar göreceksiniz.

Bu sayıdaki yazılar içinde belki de en çarpıcı olanı, ilk kez dergimiz sayfalarında yayımlanan Sivas olayının Aziz Nesin’in kaleminden anlatıldığı yazısıdır. Bu çok önemli tarihsel belgeyi dergimize ulaştıran ve fotoğraf arşivlerinden yararlanmamıza izin veren Nesin Vakfı’na teşekkür ederiz.

Ali Nesin’in, onca işi arasında dergimize, babasını anlattığı bir yazıyla katılmış olması da ayrı bir sevinç.

Aziz Nesin’e ilişkin arşiv belgelerini bizlerle paylaşan Turgut Çeviker’e ve arşivindeki fotoğraf asıllarını paylaşan İsa Çelik’e çok teşekkür ederiz.

İyi okumalar.


Künye


SÖZCÜKLER OCAK-ŞUBAT 2015 (53. SAYI)



BU KAÇINCI ÖLDÜRÜLÜŞÜM HAİN / Aziz Nesin
BABAM ÜZERİNE / Ali Nesin
AZİZ NESİN’İN YAZINSAL EYLEMİ / Emin Özdemir
YÜKSEL PAZARKAYA’YA MEKTUP / Aziz Nesin
AYDIN VE YURTSEVER / Yüksel Pazarkaya
BAŞUCUMUZDAKİ AZİZ NESİN / Tahir Abacı
BİLDİRİ / Gürsel Korat
AZİZ NESİN’LE SÖYLEŞİ / G. Korat-A. Yıldız
AZİZ BEY’İN BORCU / Gündüz Vassaf
OLGUNLUK DÖNEMİ ÖYKÜLERİ / Adnan Özyalçıner
İNCİ ASENA’YA MEKTUP / Aziz Nesin
AZİZ NESİN İÇİN / İnci Asena
NAL İLE MIH, İĞNE İLE ÇUVALDIZ / Atay Eriş
AZİZ NESİN’LE YAŞAM YOLUNDA / Hüseyin Erdem
AZİZ NESİN’İN MİZAH DERGİCİLİĞİ / Turgut Çeviker
VASFİ BEY, JAK VE DOLMUŞUN KAPISI / Roni Margulies
“AZİZ NESİN SEN NESİN?” / Mehmet Serdar
DÜŞÜN YAYINEVİ / Tunç Tayanç
AÇIKYÜREKLİ SÖYLEŞİ / Ahmet Kahraman
AZİZ NESİN’E ZARFSIZ KUŞLAR / Hakan Savaş
AZİZ NESİN’Lİ BİRKAÇ ANI / Turgay Fişekçi
DEDEME BAYRAM HEDİYESİ / Emine Özacar
AYDIN BOYSAN NESİN VAKFI’NDA / Besim Dalgıç
AKM / Alişan Çapan

Şiirleriyle, Cevat Çapan, Ülkü Tamer, Nihat Ziyalan, İsimsiz,
k. İskender, Ferruh Tunç, Hakan Savlı,
Metin Fındıkçı, Hakan Tabakan.

Öyküsüyle, Simla Sunay




NEDEN ÇIKIYORUZ?

Edebiyatın insani bir değer olduğunun bilincindeki belki de son kuşağız.
Bizden sonrakiler, giderek bir tüketim metaına dönüşen edebiyatın temsilcileri olacak, edebiyat değil, tüketim ürünü üretecekler.
Edebiyatın insan ve toplum için yaşamsal bir gereklilik olduğuna inanıyoruz.
Edebiyatın sorgulama, eleştirme, uzlaşmama, yetinmezlik gibi temel değerlerinin de savunusunu amaçlıyoruz.
Sözcükler, beğeni ve değer ölçülerimizi göstermek için çıkıyor. Yaşanan kaos ortamının oluşturduğu değerler aşımına karşı edebiyatın değerlerini öne çıkarmak, yüceltmek istiyoruz. Saf, som bir edebiyatın soluklanma alanı olacağız.
Bugünün dünyasında böylesi bir girişim “çocuksu” bulunabilir.
Sözcükler daha çıkış aşamasında yazarlarımızca heyecanla karşılandı. Bu heyecanın dergimizin sayfalarına da yansıdığını ve gerçek edebiyat okurlarınca da paylaşılacağını umuyoruz.
Sözcükler, yazarlarından güç alan bir dergi. Arkasında yazarları ve okurlarından başka destekleyeni yok.
Edebiyat sorulmamış sorular sorar, o soruların yanıtları ardında koşarken doyumsuz tatlar ve güzellikler yaratır. İnsan kişiliğinin ve doğasının bağımsızlık duygusunu yüceltir.
Edebiyatın temel değerlerine duyduğumuz bağlılık, Sözcükler’in yayımlanmasının temel nedeni. Adımız da bu nedenle edebiyatın ana gereci olan “sözcük”ten geliyor.
Sonrası?
Sonrasını birlikte göreceğiz.